t’ye a’dan z ‘ ye ve t’ ye ince bir sızıydı ömrüme biçtiğim. ekilmemiş ,bereketini kusmuş kuru otlara lütflanmış topraktı yurt edindiğim. şiddetini bastıran yağmurla beraber koşmaya başladım. bir insan rahmetten kaçar mıydı ? ben kaçıyordum. hızımı yağmurla yarıştırırken takılıp düştüm tam orta yerine . kalkmadım rahmetin kucağından. göğün ardından süzülen güneş gözlerimi kamaştırdı bi anda , gülümsedim. gülümsedim. gül-ümsedim gözlerimle iki dudağımın arasıyla ve yüreğimle . yüreğim gaflettin zindanından azad oldu, duanın hülyasıyla işlenen hayatım , bir çocuk tebessümüyle şenlendi . ışıldayan gözlerim vardı artık , sevgiyle yoğrulan düşlerim hediyeydi bana . derinlerden çıkıp açılan sandığın ışıltısı hayatı yeniden avuclarıma sundu . bir dua ve bir insan … arşa çıkan sesimi duyan Rab, hamdolsun . hamdı ve şükrü lütfedene hamdolsun . kalbimden akan kanı sevgiyle besledim. nergis kokuları doluyordu her yanıma . koş...
planlı yalın-ızlık nefes alamadıgım için gece uzadıkca uzuyor . bu arada gercekten nefes alamama kavgası var , bi kendime birde şu sinüzite yenilip durdum yıllarca . trajikomik olayların içerisinde birde nefes alma savaşı mı ? oldukça gülünç. ama nefes alabilmenin sadece eylemsel degil, ruhsal bir ızdırap ve ihtiyaç. ızdarap diyorum çünkü ruha işlemeyen her soluk tel örgülerle sarılmış bir boğaz gibi. kanadıkça akan kan parmak uçlarına inerken, yalnızlığa kulaç atmak . yalnızlık içinde yüzerken kesilmiş soluğa sağır olur herkes - her ses . yıllarca debelenip durdugum şu hayat girdabında merdivenin hep başına geldim. Yeni hayat kavgası yeni insanlar yeni hayaller yeni düşler yeni duygular ve yeni olan tüm anlar . yeniler içinde eskidikçe antikaya döndü ruhum. müzeye kaldırılıp ibreti alemlik bir antika olarak sunulsa yeridir. tozu hiç alınmamış bu antikayı terk edene kadar hapsettim bedenime. kederden ve sitemden baska söz bilmez gibi davranışlarım alm...