gün ağarmış kirpiklerinin arasından.
pencere kenarından sızan güneş göz pınarlarımdan aktı yine bu sabah. güne göz açtığım vakit burnumu sızlatan keskin kokularla mutfaga dogru yola koyuldum , sanki yeni bir hayata varmak için kılometrelerce yürüyen derviş gibi yola koyuldum , yol üç adım… demlenmiş çay ,yarısı tavaya yapışmış tıpkı utanc gibi kızaran patatesler midemde bir heyelan yaratacaktı. çapağını sildiğim gözlerime ilişen , henüz mürekkeple tanısmamıs bir beyaz kagıt gibi karşımda duran peynirdi, yeni bir sayfa değil. üç beş derken tütülmesi gereken dumana temeli kurduktan sonra ufak bir tını doldu kulaklarıma. baktıgım göğün feryadı sardı yüreğimi. anlamsız olan herşeyi anlamlandırma telaşıma yine yenik düşmüştüm. sıradan bir duvar rengine methiyeler düzmek benim işim değildi benim işim yaşamayı bilmek ya da becerebilmekti.
sade bir sadâyla irkildim. saklanan duyguları hissedebilmenin irkilmesiydi bu. yitirilmiş hislerin süzgecinden geçtikçe arda kalan sadece benliğimdi ki benliğim ismimden dahi muzdaripti. insanı ayakta tutan dik bir omurga değil , duygu yüklü kervandı. kervanı kacırmıs helakı bekleyen kavimde yalnızlığın akıntısına kapılmak düşmüştü ellerime . doğruldum , uyanmak göz kapakları ardında saklanan misket tanelerini ışığa eş etmek değildi. ne diyodu didem “Güçlü bir el silkeledi beni sonra
Sanırım tanrının eliydi,
ben tanrı dıyemem didem, ama beni silkeleyen el de râbden gelen rahmetti.
kavgam kalabalıklar arasında yeni bir yol bulmaktı. sonu var diye direttiğim her yolun sonunda ucurumun başında hızır diye feryadlar ettim. düştüğüm yerde diz kapaklarım kanıyor diye avuttum hep , kanayan yüreğimdi ama kabuk tutsun diye dizlerime yükledim bu azabı. o yüzdendir tözkezletmesi beni. direniş hayata değil direniş omurgama… tebessümü gözlerime iliştirdim., ait oldugu yere..
uyan
rüyadan..
yaşamak şevhetine
yakışmasanda
toprakla
eş
olmadan
yaşa
.
https://music.youtube.com/watch?v=e1F7iifEQxI&si=JcwkAo-sqZwYpdBz
Yorumlar
Yorum Gönder