Ana içeriğe atla

Hiçlik

 6 Şubat 04.17.. akrebin yelkovana eş olmaya utandığı o an. Bir annenin şiddetle beşiği sallayıp çığlıkları bastırması ve her sallayışta daha çok artıp yükselen o çığlıkların yüreğimizde var edeceği acıdan habersiz çaresizce beklenilen bir kaç dakika...

Bir duyguyu patlarcasına yaşadığımız yüreklerin birleşip hangi evin yangın yerine döndüğünü kaç canın ruhuna veda ettiğini kiminin acı çığlıklarının kalabalığı kiminin ise o çığlıkları susturma telaşı. 

Toplanan üç beş alet ve ve bir kaç insan. Moloz yığınına bir ümit koşturup durdugumuz, çaresiz bekleyişlere omuz olma çabamız, izah edemediğimiz resmetmeye yüz tutamadığımız görüntüler. Sağa sola savrulan bir halk o halkın rüzgarına engel olmak isteyen binlerce dağ ve o dağın zirvesinde bir bayrak gibi sallanıp duran insanlığımız.

İnsan bazen kör olmak ister bazı acılar karşısında , yıkılan bir binanın başında durup çaresizce cesedinin ellerine teslimini bekleyen bir halkın acısına dayanamaz kalırsın. Bir kefenin bile yüz tutamadığı o bedenleri bir daha asla ısıtmayacak battaniyeyle sarıp sessizce bir mezar taşına layık görmeye çalışırsın. Bazen bir annenin feryadı bazen bir babanın evini ayakta tutamayışı bazende bir çocuğun kolunun kanadının kırıldığına şahit olur bu halk. Ellerinle toplayıp bir beden etmeye çalıştığın o ruhsuz bedenlerin ne umutlarla başını yastığa koyduğu o gecenin sabahında güneşin bir daha onlar için doğmayacağindan habersiz haykırdı yer ve yıkıldı bir memleket. 

Enkaz başında nefes dahi aldırmayan çılgın sessizlik direnen bedenlerin ümidiyle çırpınıp durdu. Kimi yüzümüzü güldürdü kimi ise yüreğimize en büyük enkazı yarattı. Herşeye sahipken bir anda hicbirseye sahip oldu insanoğlu ayağında çorabı dahi olmayan bir lokma kuru ekmeğe razı olan artık kafasını koyabileceği ısıtabileceği çatısı dahi olmayan bir bez parçasından inşa edilmiş çadırlara sığındı bu halk. Kimi korkudan gözünü kapatmaz kimi bir tas sıcak çorba içerken geride kalanı düşünüp sessizce ativerir köşeye. Çaresizlik içinde yanıp tutuşan bir halkın öfkesi bu sen ben değil artık biz .  

Korkularımız göğüs kafesimizi şiddetle sarsıp durduğu bu vakitte kenetlenemeyen her duygunun katili olmaya yüz tutuyoruz. İnsanlığı kesfedebilen bu milletin kurtuluşuna şahit olmali her düş her umut ve her duygu. Bizi insanlığımız kurtaracak.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  gün ağarmış kirpiklerinin arasından. pencere kenarından sızan güneş göz pınarlarımdan aktı yine bu sabah.    güne göz açtığım vakit burnumu sızlatan keskin kokularla mutfaga dogru yola koyuldum , sanki yeni bir hayata varmak için kılometrelerce yürüyen derviş gibi yola koyuldum , yol üç adım… demlenmiş çay ,yarısı tavaya yapışmış tıpkı    utanc gibi kızaran patatesler midemde bir heyelan yaratacaktı. çapağını sildiğim    gözlerime ilişen    , henüz mürekkeple tanısmamıs bir beyaz kagıt    gibi karşımda duran    peynirdi, yeni bir sayfa değil. üç beş derken    tütülmesi gereken dumana    temeli kurduktan sonra ufak bir tını doldu kulaklarıma. baktıgım göğün    feryadı sardı yüreğimi. anlamsız olan herşeyi anlamlandırma    telaşıma yine yenik düşmüştüm. sıradan bir duvar rengine methiyeler düzmek benim işim değildi benim işim yaşamayı bilmek ya da becerebilmekti.  sade bir sadây...
planlı yalın-ızlık  nefes alamadıgım için gece uzadıkca uzuyor . bu arada gercekten nefes alamama kavgası var , bi kendime birde şu sinüzite yenilip durdum yıllarca . trajikomik olayların içerisinde birde nefes alma savaşı mı ? oldukça gülünç. ama nefes alabilmenin sadece eylemsel degil, ruhsal bir ızdırap ve ihtiyaç. ızdarap diyorum çünkü ruha işlemeyen her soluk tel örgülerle sarılmış bir boğaz gibi. kanadıkça akan kan  parmak uçlarına inerken, yalnızlığa kulaç atmak . yalnızlık içinde yüzerken kesilmiş soluğa sağır olur herkes - her ses .  yıllarca debelenip durdugum şu hayat girdabında merdivenin hep başına geldim. Yeni  hayat kavgası yeni insanlar yeni hayaller yeni düşler yeni duygular ve yeni olan tüm anlar . yeniler içinde  eskidikçe antikaya döndü ruhum. müzeye kaldırılıp ibreti alemlik bir antika olarak sunulsa yeridir. tozu hiç alınmamış bu antikayı terk edene kadar hapsettim bedenime.  kederden ve sitemden baska söz bilmez gibi davranışlarım alm...